2 YAŞ VE ÖFKE NÖBETLERİ

Çocuğun anne babaya bağlı olduğu, kendini annenin uzantısı olarak gördüğü bebeklik döneminden sonra 2-4 yaş, çocuğun bağımsızlaşma dönemidir. Yemeğini kendi yemeye çalışacak, fiziksel hareketlerinde denemeler yapacak. Bir çok şeyi yapabildiğini gördüğü için kendini her şeyin hükümdarı olarak görecektir.Yeni yürümeye başladığı ‘bir’ yaş döneminde: ‘ona dokunma, buraya gel gitme’, her şeye ‘hayır’ diyen annenin yerini bu sefer çocuk almıştır. ‘Benim’, ‘ben yapacağım’, ‘hayır’ kelimelerini çok sık kullanır olmuştur artık. Bağımsızlığını desteklemeliyiz. Bunun için gereğinden fazla kural koymamak gerekir. Kullanılan dilin de daha seçenekli olması gerekir.’ oyuncaklarını topla’ yerine ‘ aa parka geç kaldık, hadi seninle oyuncaklarını toplayalım, bakalım kim daha çabuk toplayacak?’ ifadesinin kullanılması gibi. Hem de birlikte ilk aktivitelerin yapıldığı, yakınlaşmanın ve sevginin ifade edildiği dönem olduğu için keyif de alacaktır. Özerkliği desteklenmediğinde kendi yeteneklerine karşı kuşku duyacak ve kendine karşı güvensizlik duyacaktır. Gereğinden fazla ‘dur, yapma, gitme kal’ ifadelerinden, çocuk: ‘ben beceremem, annem en iyisini bilir, hem annem her şeyi en iyi bildiği için galiba dünya da tehlikeli bir yer’ diye düşünür.

Bundan önceki yaşında çocuğunuz, ‘hayır’ dediğiniz şeyi, yaptırımdan kaçmak için yapmıyordu yani utanma duygusu gelişmemişti. İki yaşından itibaren ise yetişkinlerin isteklerine uymadığı durumlarda utangaçlık duygusunu hisseder. Özerkliği çok kısıtlandığında, fazlaca utandırıldığında ileriki döneme bu suçluluk duygusu olarak yansır.

Bu dönemde en belirgin özellik ‘öfke nöbetleridir’. Sendromun nedeni: Düşünme becerisi hızla gelişen çocuğunuzun kelime hazinesi, kendisini ifade etmesine yetmemektedir. Kendini ifade edemediği durumlarda öfke nöbeti geçirir. Farklı davranmasının sonuçlarını da görmek istiyor bir anlamda da. Bizim ‘yaramazlık’ dediğimiz, ‘bilerek yapıyor, sırf beni sinir etmek için yapıyor’ dediğimiz durumlar bunlar.
‘ annemin beni sevip sevmediğini altımda bez yokken etrafa çiş yaptığımdaki tepkisinden anlamaya çalışıyorum’
‘Çok bağırdı galiba beni sevmiyor’
‘Geçen gün lazımlığa yaptığım kakamı burnunu sıkarak ööf diyerek tuvalete dökmüş’
‘istediğimi alacaklar mı acaba, önce kendimi yere atarım, olmadı kafamı yere vururum nasılsa böyle görürlerse beni dayanamayıp alırlar’
Aslında bu yaşadığı duyguyu tanımıyor anlamlandıramıyor. Tanımadığı için de kendisini kontrol altında tutamıyor.

Duygusunu tanımada yardımcı olun:
Aslında ağlayarak ne demek istiyor?

‘en sevdiğin oyuncağın kuzeninde kaldığı için kızgınsın,  seni anlıyorum’  duygusunu anladığımızı vurgulamalıyız.
ağlayabilirsin istiyorsan ( kendisine zarar vermeden ağlamasına izin verilebilinir).
Çok güvendiği annesi ona kızgın olduğunu söylemiştir, ‘demek ki bütün o ağlamalarımın adı kızgınlıkmış’
annem beni anladı, ‘demek ki anneme ve de dünyaya kendimi ifade edebilirim, beni anlayabilirler’ der.

Eğer böyle yapmak yerine biz ondan daha fazla sinirlenirsek, tanımadığı duygusuna karşı endişesi daha da artar,

anne sakin olursa: Sakin kalabilmeyi de model alacaktır.

anne sakin olursa: Annesini kızdıramadığını görür ve ‘annem, benim istediğimi yapmak yerine ağlamamın geçmesini ve sakinleşmemi bekledi’ der. Sebep sonuç ilişkisi kurar:  ‘ağladım ve sonrası sakinleştim’

İnatlaştığını düşündüğünüz çocuğunuza duygusunu tanımasında yardımcı oldunuz, kızgınlık duygusunu tanıdı, ağlayınca sakinleşebildiğini gördü, çok büyük bir adımdır.

zaman zaman siz de bazı durumlarda neler hissettiğinizi söyleyin. ‘ duygularını ifade de sizi örnek alsın. ‘yolda giderken elimi bırakmadığın için mutlu oldum…’ gibi

sakinleşmesi için ona sarılabilirsiniz, odasında sakinleşme köşesi olabilir, sakinleşme paspası ..gibi

 

Öfke nöbetleri olmadan önlem almaya çalışabilir miyiz? :

Öfke nöbetlerini tetikleyen durumlar, olaylar neler? açlık mı, yorgunluk mu?

Seçenekleri çocuğunuza sunup onun seçim yapmasına imkan verebilirsiniz.
Babası ile gezmeye gidecektir, ne giyeceğine karar veremeyeceğini önceden bildiğiniz için iki tane giysi seçeneği sunun ve sen seç deyin. Kış günü kısa kollu giymekte ısrar ederse de, espiri yaparak dikkatini başka yöne çekebilirsiniz,
‘bence kısa kollu atlet en güzeli bunu giy, kışın atletle mi çıkardık dışarı? diyerek olaya neşe katın. soru da yönelttiğiniz için dikkatini başka yöne çekmiş oldunuz, hem de o arada sakinleşmiş olur. Kıyafetini kendi giymesine de fırsat vererek bağımsızlığını  da desteklemiş oldunuz.

İster misin? yer misin? gibi cevabı muhtemelen ‘ hayır ‘ olacak sorular sormak yerine: hangisi, çikolatalı mı çilekli olan mı?

‘Yapma’ demek yerine olumsuzluk ekini çok kullanmak yerine, daha olumlu ifadeler kullanabilirsiniz. Örneğin: ‘salonda top oynama oğlum’ yerine ‘topu odanda oynayabilirsin’  ‘hayır’ kelimesi yerine ‘bekle’ kelimesini kullanmak gibi.Bazen de alternatifler sunarız, çözüm yolları gösteririz. Örneğin: su ile oynamak istedi banyoda izin verdiniz, suyu yere döküyor, yapma demek yerine,  iki kap verip suyu bunlara boşaltmasını söyleyebilirsiniz, hem oynama zevkini de tatmin etmiş olursunuz.

Emir vermekten kaçının:
‘hadi yatağa’ demek yerine, ‘uyku saatin geldi , önce pijamalar sonra dişler…’

Kuralları önceden belirlemek gerekir. Hangi konularda esnek davranabilirsiniz hangilerinde sabit kalacaksınız, çocuğunuz bunu öncen bilmeli. 

Net olun, sakince durumu açıklayın, en önemlisi tutarlı olun. Bugün evet dediğinize yarın hayır demeyin. Bu durum çocuğun kafasını karıştırır hem de ne zaman esnek davranıp davranamayacağınızı kestiremediği için kurala uymamak için ağlamasını artacaktır. Anne baba birlikte aynı şeye evet ya da hayır demeli, aksi takdirde kafası karışır. Neden kurallar peki? Bu dönemde ertelemeyi bilmedikleri için, biz kurallar ile ona beklemeyi, ertelemeyi öğretiyoruz.
Örneğin: Haftasonu sinemaya gideceksiniz birlikte, sinema sonrası alış veriş yapmadan eve döneceğiniz kuralını söyleyin. Eğer oyuncak almanız için çok ısrar ederse; ‘bu şekilde ikimizde zevk alamayız, eve dönmek zorundayız’ deyin ve gerekirse eve dönün. Eve geldiğinizde de evi eğlenceli hale getirmek hatalı olur, ‘dışarı çıktığımda huysuzlanırsam eve dönüyormuş annem ev çok daha eğlenceli’ diye düşünmesin.

Sonradan esneklik yapacaksanız en başından çocuğunuzla inatlaşmaya, pazarlık yapmaya girişmeyin.

Yapacağımız değişikliklere önceden haber vererek olası krizleri de önlemiş oluruz. Bu dönemde zaman kavramı gelişmediği için ‘hadi birazdan kalkıyoruz’ demek yerine, ‘izlediğin çizgi film bittikten sonra kalkıyoruz’ demek daha doğru olur.
Bu dönemde aslında her istediği gerçekten istediği şeyler değildir, aklına gelmiştir sadece o kadar. İsteklerinin uygun olup olmadığına siz karar verin.Çocuklar 7 yaşından önce sosyal kuralları da fiziksel kurallar gibi değişmez, kesin kurallar olarak algılarlar. Bu kurallara uyarlar ya da uymazlar ama onları değiştirmeyi düşünmezler. Eşyaların yerlerini değiştirmeme konusunda ‘ama onun yeri burası’ diye tutturabilir.  Rutin bozulduğunda da öfke nöbeti geçirirler. Bunun nedeni: dış dünyayı denetleyememe kaygısıdır. Aynı şekilde bu dönemde ‘ben merkezci’ olduğu için masada hep oturduğu sandalyeye kimseyi oturtmaz. Sofrada yemek yeme zamanı rutin oturma düzeni oluşturmuştur kafasında herkesin nereye oturacağına karar verir. Bunun nedeni: anneden ayrı bir varlık olduğunun farkında ancak zaman zaman bununla ilgili kuşku duymasıdır.Varlığını kontrol etmek ister bu yüzden aynı yere oturmalıdır diye düşünür. Böyle durumlarda çocuğun kurduğu oturma düzenine uymak yerine, kaygısını anlamaya çalışmak ve ona yardımcı olmak gerekir.’şimdi burada oturuyorsun ve biz birlikte yemek yiyoruz, sen orada oturuyorsun baban burada ve ben de buradayım..gibi

Tüm bu öğretme sürecini çocuğunuzun içselleştirebilmesi için:
Çocuğunuzun duygusunu tanımasına ve sakinleşebilmeyi öğrenmesine destek oldunuz. İnatlaşmalarının çocuk dünyasındaki anlamını bildiğiniz için olası önlemleri aldınız. Sözel olarak net açıkladınız bazen uygulamalı gösterdiniz, bazen durum karşısında seçenek ürettiniz.En son olarak da anlayıp anlamadığını test edebilirsiniz, ‘söylediklerimden ne anladın anlat bana?’ kendi sesinden duyacak ve tekrar etmiş olacaktır. Ancak bu sözel açıklamalar nasihat veya kızgınlık içermemeli, uzak gelecekle ilgili örnekler de olmamalı ve son olarak hiç bir çocuk ile kıyaslanmamalıdır.